FIP yani Feline Infectious Peritonitis (Kedilerde Enfeksiyoz Peritonit), özellikle ev kedilerinde yaygın görülen önemli hastalıklar arasında yer alır. Dünyada çok uzun yıllar öncesinde tespit edilmiş olan bu hastalık, kedilerde her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Ancak kedilerde fip hastalığı genellikle 2 yaşından küçük kedilerde yaygın bir şekilde görülmektedir.

Kedilerde FIP Hastalığı Nedir?
Kedi enfeksiyoz peritonit rahatsızlığı, kedilerde has bir şekilde ortaya çıkan ve virüs kaynaklı bir enfeksiyon problemidir. Aslında bu hastalık kedilerde koronavirüsün bir türü olarak ortaya çıkmaktadır. Ancak bu koronavirüs varyasyonu insan veya diğer hayvan türlerini etkilememektedir ve hastalık kedilerde görülmektedir. Teşhis edilmesi gerçekten zor olan bu virüs, hastalık ortaya çıkardığında kedinizin karın, göz veya merkezi sinir sisteminde birçok dokuda hasar oluşturacak enfeksiyonlar gösterebilmektedir.
FIP hastalığı ile birlikte ortaya çıkan belirtiler akla kedilerdeki birçok farklı hastalığı getirse de kedinizin hangi organlarının virüsten etkilenmiş olduğuna bağlı olarak fip kedi hastalığı teşhisi koymak daha mümkün olmaktadır. Eski zamanlarda bu virüs ilk tespit edilmeye başlandığı dönemlerde hastalığa neden olan virüsler ya da kedi koronavirüs türleri bağırsak yolunda bulunan virüsler olarak nitelendirilmiştir. Ancak sonrasında ise bu virüs türlerinin bir mutasyon ile karşılaştığı ve kedilerde fip hastalığı olarak adlandırılan bu yeni hastalık türüne neden olduğunu belirlenmiştir.
Günümüzde hala teşhis etmesi bazı nedenler dolayısıyla çok zor olan bu virüs, halen laboratuvar testleri sonucunda dahi ortaya koyulabilmekte değildir. Hastalığı oluşturan bilinen virüsler vücutta enfeksiyon ortaya çıkarsa dahi bazı kediler bu virüs nedeni ile hastalık yaşamama ihtimaline de sahiptir. Örnek olarak aynı ev içerisinde yaşayan iki evcil kedinin birinde hastalık hızlı bir şekilde ortaya çıkarken, diğeri virüsten etkilenmeyebilmektedir.

Kedilerde FIP Hastalığı Neden Olur?
Yapılan tüm incelemeler sonucunda günümüzde ortaya koyulan bilgilere bağlı olarak kedilerde fip hastalığı bir koronavirüs rahatsızlığı olmak ile birlikte yine ifade edilecek şekilde kedilere hastır. Kedilerin bağırsak sistemine yerleşen virüs genellikle hasta olan bir kedinin dışkısı ile birlikte çevreye yayılmaktadır. Genellikle kedilerin dışkısı sonrasında değiştirilen kum veya kullanılan eşyaların atıkları dışarıya yayılırken, doğaya hızlı bir şekilde karışan virüs farklı kedilere bulaşma gösterebilir.
Virüsün bulaşmasında yaygın olarak dışkı yolu ile temas ön plana çıkarken, çok nadir bir şekilde solunum yolu ile bulaşma ihtimali bulunmaktadır. Özellikle aynı kedi kumunu ya da eşyaları kullanan kedilerin bulunduğu evlerde kediler arasında bu paylaşımlar nedeni ile virüsün bulaşma ihtimali bulunur. Yine ifade edilebileceği şekilde virüs kediler arasında yaygın olsa da virüs bulaşan kedilerde sadece %5’in altında bir kedi popülasyonunda kedilerde fip hastalığı görülme olasılığı bulunmaktadır.
Virüs vücuda bulaştıktan sonra evcil kedilerde hastalığın ortaya çıkmasında en önemli faktörlerden birisi, kedinin yavruluk döneminde bulunmasıdır. 2 yaş altındaki yavru kedilerde anne sütü ile emzirme sağlanmış olsa dahi bağışıklık sistemi henüz zayıftır ve hastalığa yakalanma ihtimali gayet yüksektir. Benzer şekilde yetişkin kedilerde de değişen hastalıkların tedavi sürecinde ya da doğru beslenme olmadığında bağışıklık sistemi zayıflarsa, kedilerde fip hastalığı yüksek ihtimal ile ortaya çıkabilir.

Kedilerde FIP Hastalığı Belirtileri
Erken evrede fip hastalığı kedi sonrasında karşılaşılabilecek belirtiler çok hafif olabilir ve değişiklik gösterebilir. Genellikle de ateşin hafif oranda yükselmesi ya da düşüş göstermesi ile birlikte halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler kedinizin vücudunda basit bir enfeksiyon bulunduğunu, üşüttüğünü veya bir bağırsak rahatsızlığı olduğunu düşündürebilir. Daha önce bahsedildiği şekilde belirtiler akla direkt olarak FIP hastalığını getirmek yerine başka bir hastalık bulunduğunu düşündürebilir.
İlerleyen hastalık evreleri ile birlikte enfeksiyon bulaşan kedilerde hastalığın formuna bağlı olarak da değişen ve spesifik kedilerde fip hastalığı belirtileri ortaya çıkabilir. Tam olarak bu noktada hastalığın kuru ya da ıslak olarak nitelendirilen iki farklı formu bulunduğunu belirtmek gerekir. Enfeksiyon başlayan kedilerde bazen sadece bir hastalık formunun belirtileri bazen de her ikisinin belirtileri bir arada görülebilir.
- Hastalık kuru form olarak nitelendirildiğinde vücutta kan damarları çevresinde enfeksiyonlar ve iltihaplar ortaya çıkar. Bu iltihaplar ilerleyen süreçte karaciğer, akciğer, böbrek, beyin ve cilt üzerinde etki oluşturabilir. Vücudun geneline yayılan bu iltihaplar nedeni ile de nöbet, uyumsuz hareketler, aşırı susuzluk, kilo kaybı, görme bozuklukları, denge kaybı, sarılık ya da kusma görülebilir.
- Hastalığın ıslak form olarak nitelendirilen formunda ise sıvı karın içerisinde birikme gösterir. Bu birikme belirgin bir şişkinlik ortaya çıkarırken, karından göğüs ve akciğerlere doğru da sıvı birikmesi artış ortaya koyabilir. Ardından sıkışan akciğerler nefes darlığına neden olurken, kan damarları hasar görebilir ve iltihaplar ile karın ve göğse sıvı sızması yaşanabilir.
Kedilerde fip hastalığı ile birlikte hangi form ortaya çıkarsa çıksın belirtiler giderek ilerleme gösterebilir. Bu neden ile belirtiler ile karşılaşılması durumunda çok hızlı bir şekilde veterinerlik desteği alınması ihtiyacı bulunmaktadır. Eğer erken evrede hastalık için teşhis gerçekleştirilirse, tedavi başlatılabilir ve belirtiler hafifletilebilir.

Kedilerde FIP Hastalığı Teşhisi
Standart kan testleri ile birlikte tespit edilemeyen bu hastalıkta belirtiler de birçok farklı hastalığa benzediği için bazı incelemelere bağlı veteriner hekimler kedilerde fip hastalığı endişesine sahip olabilir. Örnek olarak kanda beyaz kan hücresi sayılarının aşırı düşmesi ya da tam tersi beklenenin çok üzerinde beyaz kan hücresi sayısı bulunması hastalık için endişe oluşturabilir.
Kedilerde fip hastalığı sonrasında genellikle kan içerisinde protein oranı çok yükselmeye başlar. Görsel belirtiler anlamında ise diş etleri ve gözlerde sararma ile karşılaşılırken, özellikle de 2 yaş altındaki genç kedilerde ve kalabalık ortamlarda yaşayan ev kedilerinde riskler daha yüksek olarak kabul edilir. Veteriner muayeneleri sırasında karın veya göğüste biriken sıvı ve bu sıvı ile birlikte nefes darlığı ya da halsizlik bulunuyorsa, sıvı örneği alınarak inceleme yapılabilir.
Kedilerde fip hastalığı için teşhis gerçekleştirilirken genellikle karın ve göğüs bölgesinde röntgen ya da ultrason gibi yöntemlerden faydalanmak mümkündür. Hemen sonrasında bazı kan testleri ile bahsedilen kan hücresi ve protein değerleri gözden geçirilirken, virüsün varlığını bu sayede belirleme imkanı ortaya çıkmaktadır. Tam anlamı ile doğru ve kesin sonuçlar bu uygulamalar ile de edilemeyecek olsa da yüksek ihtimal ile fip hastalığı tanısı koyma şansı bulunmaktadır.

Kedilerde FIP Hastalığı Tedavisi
Dünya genelinde yaygın bir şekilde veterinerlikte kabul edilmiş bir kanı olarak fip hastalığı ölümcül bir yapı ortaya koymaktadır. Belirtiler her iki formda da net bir şekilde ortaya çıktıktan sonra dahi hastalığın ağırlaşmasına kadar teşhis koyulması ihtimali dahi gayet zordur. Bu anlamda da kedilerde fip hastalığı için yaygın çerçevede kullanılan ve kesin bir tedavi yönteminden bahsetme imkanı da bulunmamaktadır.
Son yıllarda kedilerde fip hastalığı için iyileştirici etki ortaya koyabilen bazı ilaçlar geliştirilmiştir. Birçok ülkede bu ilaçlar yasal olarak kullanılmasa da veteriner hekimler tarafından halen ilaçların kalite kontrolü, etkinliği, bileşenleri ve fiyatları konusunda tartışmalar bulunmaktadır. İlerleyen yıllar içerisinde ilaçlar sayılan bu noktalar kapsamında etkinliğini ve niteliğini ortaya koyduktan sonra tedavide kullanılması mümkün hale gelebilir.
Günümüzde fip hastalığı için yaygın bir şekilde kullanılan tedavi yönteminde ise yaşam kalitesini arttırmaya yönelik belirtileri azaltacak bir yaklaşım bulunur. Bu yaklaşım çerçevesinde kesin tedavi elde edilmese de kedinin hayatını kaybedene kadar geçireceği sürede destekleyici bir bakım uygulanır. Bu bakım yaşam kalitesini iyileştirirken, yaşam ömrünü uzatma ihtimali de ortaya koysa da uzun süren ve yorucu bir süreçtir.

Kedilerde FIP Hastalığı İlaçları
Veteriner hekimler fip hastalığı endişesi ortaya çıktıktan sonra tedavi geliştirmek için bugün bazı ilaçlar ile destekleyici bakım oluşturmaktadır. Bu ilaçlar mutlak bir şekilde veteriner hekimler tarafından reçete edilmeli ve aksi takdirde gelişigüzel kullanılmamalıdır. İlaçlar arasında kortikosteroid olarak nitelendirilen iltihap giderici ilaçlar ve bağışıklık sisteminin güçlendiren ilaçlar bulunmaktadır.
İlaçlar uzun süreli kullanımda vücutta ağır etkiler oluşturarak doku ve organları yorabileceği için veteriner hekimler ilaç kullanımında belirli takvimler oluşturur. Bu takvimlere uyum sağlanarak kullanılan ilaçlar belirtileri azaltarak hastalığın ilerleyişinde yavaşlama ortaya koyar ve yaşam kalitesini kısmen arttırır. Bu sayede özellikle iltihapların azalması amacı bulunurken, düşük düzeyde bir tedavi ortaya koyulur.
Kedilerde FIP Hastalığı Aşısı Var Mı?
Günümüzde geliştirilmiş bir fip hastalığı aşısı bulunsa da bu aşının etkinliği de halen tam olarak kanıtlanmış bir yapıya sahip değildir. Günümüzde kedi hastalıkları ile ilgili önemli bir otorite oluşturan kurumlar aşının kullanılması konusunda tavsiye sunmamaktadır. Çünkü aşı güvenli olarak nitelendirilse dahi riskler halen tartışılmakta ve veterinerler bazen aşıya önermemektedir.

Kedi FIP Hastalığı Nasıl Engellenebilir?
Kedilerde fip hastalığı kedi bağırsak koronavirüs türü değişim geçirdikten sonra gelişir ve bu neden ile kedinizi bu hastalıktan korumak için koronavirüsten korumanız gerekir. Koronavirüs enfeksiyonuna karşı koruma elde edebilmek açısından da ev ortamında özellikle birden fazla veya yavru kedi yaşıyorsa, hijyene çok yüksek özen göstermek önemlidir. Bu çerçevede de aşağıda sayılacak maddelere dikkat edilebilir.
- Evcil kedi ve kedilerin her zaman sağlıklı olmasına özen göstermek gerekir.
- Kedilerin kullandığı kum kaplarının düzenli temizlenmesi ve kedi kumunun sık sık değiştirilmesi önemlidir.
- Beslenme alanı ile kum kaplarının kullanıldığı alanlar birbirinden uzak mesafede olmalıdır.
- Beslenme için kullanılan mama ve su kapları sıklıkla temizlenmeli ve periyodik olarak değiştirilmelidir.
- Birden fazla kedinin yaşadığı evlerde özellikle her odada maksimum 3 adet kedi bulunması üzerinde durulmalıdır.
- Eğer enfeksiyon kapmış bir kedi bulunuyorsa, mutlaka diğer kedilerden tüm riskler çerçevesinde uzaklaştırılmalı ve izole edilmelidir.
Kedi enfeksiyoz peritonit günümüzün en ağır kedi hastalıkları arasında gösterilmektedir ve kediler hastalığa yakalandıktan sonra dahi grip olmuş gibi hafif yorgun ve bitkin görülebilir. Kedilerde çok ağır ve sancılı geçmeyen hastalık sürecinde ilerleyen enfeksiyon ölümcül bir sonuç ortaya koymaktadır. Özellikle hastalığın kuru formunda gözler ağır etkilenirken, körlük dahi ortaya çıkabilir ve yaşam kalitesi çok üst düzeyde düşebilir.
Tüm faktörlerin göz önünde bulundurulması ile birlikte kedinizin düzenli bir şekilde muayenelerden geçirilmesi ve koronavirüs faktöründen korunması gerçekten önemlidir. Bu çerçevede özellikle 2 yaşını doldurana kadar yavruluk döneminde vücudu birçok virüse karşı koruyarak bağışıklığı güçlendiren aşılar düzenli uygulanmalı ve sağlıklı bir yetiştirme elde edilmelidir. Bahsedilen bu avantajların elde edilmesi için de GomVet dayesinde eksiksiz ve güvenilir bir süreç elde edilebilir.